Ünlü Bilim Adamlarının Resimleri

Şub 12
2009

Öğrenci Arkadaşlarımızdan Gelen Yoğun istek üzerine tarihte büyük yer tutan Ünlü Bilim Adamlarının fotograflarını yayınlamaya karar verdik.

Screen :

Dosya : İndirmek için Tıklayınız.

Hayatımızı Değiştiren 10 icat

Şub 10
2009

Hayatımızda büyük rol oynayan , insanlığın hayatını değiştiren önemli 10 icadı sizin için araştırdık.Veriler yapılan anketler sonucunda varılmış bilgilerdir.

1) Abaküsün icadı (M.Ö.2400)

M.Ö.2400 yıllarında Çin’de geliştirilen ve kervanlar yoluyla dünyanın geri kalanına yayılan Abaküs’ün keşif yılını Independent 190 olarak vermiş. Abaküs, hesap makineleri ve bilgisayarların yaygınlaşmasıyla gözden düşse de yaklaşık 4400 yıl boyunca zirvedeki yerini korudu. Üstelik halen okul öncesi çağdaki çocuklara matematiği öğretmek için kullanılıyor. Abaküs, en teknolojik icat ünvanına sahip olmasının dışında Independent’ın 101 icat listesinin de başında yer alıyor.

2) Atarinin icadı (1977)
Oyun, bugün milyarlarca Dolarlık bir endüstri haline geldiyse ve endüstri haline geldiyse bunu kesinlikle Atari’ye borçlu. Oyun konsollarının atası olarak da kabul edilen Atari 2600′ün yerinde bugün Sony PS3′üyle, Microsoft XBox 360 ile ve Nintendo da Wii ile mücadele ediyor.

3) Barkodun icadı (1973)
Çoğu kişi için altında rakamlar bulunan ince çizgiler dışında bir anlam ifade etmeyen barkod, perakende endüstrisinin büyümesinin en önemli kolaylık nedenlerinden biri aslında. Her ne kadar yerini yavaş yavaş RFID’ye bırakacak olsa da bugün milyarlarca insanın alışverişlerinde görünmez kahraman olmayı sürdürüyor.

4) Pilin icadı (1800)
Bilinen en eski insan yapısı pillerin M.Ö. 250 ila M.S. 640 yılları arasında kullanılan Bağdat Pilleri olduğu sanılıyor. Ama bildiğimiz anlamda pil 1800 yılında İtalyan fizikçi Alessandro Volta tarafından geliştirilmiş. 1800 yılında ne pille çalışabilir ki diye düşünebilirsiniz. Ama o tarihte bir işe yarıyor olmalı ki icat edilmişler.

5) Blackberry nin icadı (1999)
Eğer bir Blackberry kullanıyorsanız, Indepentend’ın listesine göre tarihin en önemli icatlarından birini kullandığınız için kendinizle gurur duyabilirsiniz. Şu an Türkiye’de pek çok büyük şirketin çalışanlarına dağıttığı bu cihazlar anında e-posta alabilmeleriyle dikkat çekmişti.

6) Video kamera icadı (1983)
İlk olarak Sony’nin 1983′te sunduğu video kameralar zamanla küçüldü ve milyonlarca insanın yaşamlarını kaydettiği cihazlar haline geldi. Independent’ın sıralamasında 14. olan video kameralar bizim bu listeden oluşturduğumuz “En teknolojik icatlar” sıralamasında 6. sıradaki yerini aldı.

7) Fotoğraf makinesinin icadı (1826)
Sözlükte ışık ile resim çizmeye yarayan alet tanımlaması yapılan fotoğraf makineleri 1826′dan bu yana insanlık tarihini anlık hallerini kaydeden fotoğraf makineleri genel listede 15, bizim listemizde ise 7. sırada.

8 ) Kalp pilinin icadı (1958)
Teknolojinin tıp dünyasına ve insan sağlığına en önemli armağanlarından biri olan kalp pili 1958′den bu yana bizlerle. Sanırız sağlık örgütleri önümüzdeki yıl 50. yaşını kutlayacak kalp pilleri için özel kutlamalar yapacaktır.

9) Compact Disk - CD nin icadı (1965)

Eğer HD-DVD, Blu-ray ve DVD’yi CD’nin devamı olarak kabul edersek listenin aşağılarında olması şaşırtıcı bile gelebilir. Ama Sony ve Philips’in 1965′te geliştirdiği ve 1970′den bu yana hayatımızda olan CD genel listede ancak 17. sırayı alabilmiş. Dolayısıyla bizim teknolojik icatlar listemizde ancak 9. sırayı elde edebiliyor.

10) Dijital fotoğraf makinesinin icadı (1975)

1975′teki dijital fotoğraf makinesiyle şimdikileri karşılaştırmak pek mümkün değil elbette. İlk dijital fotoğraf makinesi prototipi 1975′te yapılmıştı. 3.6 kg’lık bir ağırlığı vardı, siyah beyaz çekim yapabiliyordu, kasete kaydediyordu ve sadece 0.01 megapiksel çözünürlüğe sahipti.

Plastik Enjeksiyon

Şub 08
2009

Plastik enjeksiyon, sıcaklık yardımı ile eritilmiş plastik hammaddenin bir kalıp içine enjekte edilerek şekillendirilmesi ve soğutularak kalıptan çıkarılmasını içeren bir imalat yöntemidir. Bu metod ile en küçük komponentlerden, bahçe mobilyalarına kadar çok çeşitli ebat ve kategorilerde plastik parçalar imal edilebilir. En yaygın imalat yöntemlerinden biridir.İşlemin gerçekleştirildiği makineye plastik enjeksiyon makinesi denir.İlk plastik enjeksiyon makinesi 1930′lu yıllarda yapılmıştır.

Hava bugün 0 derece ise, yarın da bugünün 2 katı soğuk olacaksa yarın hava kaç derece ?

Ara 31
2008

Hava bugün 0 derece ise, yarın da bugünün 2 katı soğuk olacaksa yarın hava kaç derece olur?

Cevabı :

Evet Güzel bir Isı sıcaklık sorusu olmasına rağmen basit bir soru gelelim sorunun çözümüne

“iki kat soğuk olacak!” dediğine göre öncelikle 0 C’yi önce mutlak sıcaklık birimine çevirmemiz lazım. 0 C= 273 Kelvin dir , Buna göre iki kat soğuk demek iki kat sıcağın tersi olacağına göre 273′ü ikiye bölmemiz gerekir sıcak olacak deseydi 2 ile çarpacaktık , iki kat soğuğu belirlemek için O da 136,5 K yapar. Bu ise 136,5-273= -136,5 C’ye eşit olur.

Yani neymiş cevabımız = -136,5 C olur.

Merkezi Sinir Sistemi

Kas 26
2008

BEYİN

Vucüt faaliyerleri ve ruhsal olayların yönetim,denetim ve düzenlenmesınde görev yapar.Kısaca vucudun komuta merkezidir.Beyini kafatası kemıkleri,deri ve zarlar korur.Zarlar 3 çeşittir.Sert zar,ince zar ve örümceksi zardır.Örümceksi zar ile ince zar arasında BOS madde yani beyin omurilik sıvısı bulunur.

Bos un görevleri

Beyin ile kaslar arasında madde alışverişi sağlar.Beyni çarpma vurma gibi mekanik etkilere karşı korur.Merkezi sinir siteminde iyon değişiminin dengede kalmasında görev yapar

Beyin Ön orta ve arka beyin olmak üzere 2 ye ayrılır

A-1 Ön beyin

Uç ve ara beyin olmak üzere ikiye ayrılır

A-1-1 Uç beyinin görevleri

zeka hafıza irdeli hareket duyuları yorumlama gibi işlevleri yürütülür

A-1-2 Ara beyin

Talamus,hipofiz ve hipotalamus olmak üzere 3 e ayrılır

A-1-2-1 Talamus

Beyine giden ve gelen sinirlerin geçiş yeridir.Koku duyusu hariş butun duyuların toplandıgı ve denetlendıgı merkezdir

A-1-2-2 Hpofiz

Diğer endokrin bezlerinin çalışmasını denetler

A-1-2-3 HipoTalamus

Üreme, kan şekeri ,i açlık ,uyku,iştahsızlık,susuzluk,co2 yağ ve su metobolizması gibi merkezler bulunur.Ayrıca hipofiz bezini kontrol eder

A-2 ORTA BEYİN

Görme ve işitme refleks merkezidir.Kas tonusu ve vucudun duruşunu düzenleyen merkez bulunur.

Kas Tonusu

Vucudumuzdakı kaslar her zaman hazır durumda beklemektedır.eğer ki kendını salıp uyku durumuna geçerse kaslarımız bır daha çalışmaz.Orta beyın kas tonusu salgılayarak kaslarımızın haızrda beklmesını saglamaktadır

A-3 ARKA BEYİN

A-3-1 Omurilik Soğanı

Solunum sindrim bosaltım gorme hıckırma hapsırma ıc organların kontrol merkezıdır

A-3-2 Beyincik

İskelet Kaslarının hareketini ve vucut dengesını duzenler

B-1 OMURİLİK

3 temel görevi vardır

-Refleks merkezidir

-Vucuttan beyine gelen veya beyınden vucuda gonderılen emirlerin geçiş yeridir

-Alışkanlık hareketını denetler

Elimize iğne battığında sinir sistemimizin ilzeyeceği yol

İğne–>Almaçlar–>Duyu Noronları–>ara noron(omurilik)–>motor noron–>efektör organ–>tepki–>el çekme

Beyine Ait Sinirler

12 çift sinir çıkar bunlardan en onemlısı 10.çift sinirimiz olan vagus sınırıdır.İç organları denetler

Omuriliğe ait sinirler

31 çift sinir çıkar en buyuk omurılık sınırıi siyatık sınırdır

Somotik Sinir Sistemi

İskelet kaslarını ıdare eder.Miyalınlı noronlardan olusur.Arıza oluşumunda ilgili las caşosöaso durur.

Otonom Sinir Sistemi

İç Orga kaslarını ıdare eder.Öiyalınsız noronlardan olusur.

Nano Teknoloji’nin Tıp Alanında yararları ve insan Sağlığına Etkileri

Kas 26
2008

Nano Nedir ?

Latince “nanus” kelimesinden gelen nano kelimesi cüce anlamına geliyor. Bilim alanında nano kelimesinin günümüzdeki anlamı ise metrenin milyarda biri anlamına gelen teknik bir ölçü birimidir. Nanometre; bir metrenin milyarda biri ölçüsünde bir uzunluğu temsil eder ve bu da yaklaşık olarak ard arda dizilmiş 3 ya da 5 atom kadar eder.
Elektron mikroskobunun bulunması ile birlikte, artık malzeme üretirken malzemeyi oluşturan elementlerin atomları üzerinde çalışmalar yapılarak (atomların diziliş biçimler değiştirilerek) onlara çeşitli şekiller verilmeye başlanmıştır. Günümüzde nano teknoloji yardımıyla maddeyi oluşturan atomların dizilişinde şekillendirmeler yapılabilmektedir. Nano teknoloji; maddenin nanometre ölçeğinde yani moleküler düzeyde denetlenmesi yoluyla gerçekleştirilen işleme, ölçüm, modelleme ve düzenleme gibi çalışmalarla yeni malzeme, cihaz ve sistemlerin tasarlanması ve üretilmesini konu alan bir teknoloji dalıdır.
Maddeler nano boyutta farklı davranışlar hata olağanüstü davranışlar gösterir. Olağan halde ışığı ve elektriği iletmeyen maddelerin, nano boyutta tam tersi özellikler göstermesi ve olağan boyutta sert olmayan maddelerin nano boyutta elmastan bile sert bir davranış göstermelerinin anlaşılması, günümüzde nano teknolojiyi gündeme getirmiştir. Malzemeler nano düzeyde küçültüldüğü zaman, normalde görmediğimiz yeni üstün özelliklerin ortaya çıkması; böylece üretilen nano teknoloji ürünlerinin daha dayanıklı, daha hafif ve daha hassas özellikle donatılmış olması günümüzde nano teknolojiyi ilgi odağı haline getirmiştir.

Nano teknoloji; sadece üç adet atomdan oluşan küçük bir su molekülünden, hemoglobin gibi oksijen taşıyan bir protein molekülüne ya da DNA zincirine kadar çok geniş bir alanı kapsayan yeni bir teknolojidir.
Nano teknoloji ürünleri, beyin damarlarının içerisine, dişin içine, vb. insan vücudu içerisinde her yere yerleştirilebilir. Nano teknoloji ürünü chipler ve özel donanımlar ile canlı organizmalar uzaktan kontrol edilebilir. İnsan saçı içerisine sığabilen özel kablolarla özel bir iletişim sistemi de kurulabilir.

Nano teknoloji Yararları  ; sayesinde, çok küçük boyutlarda üretilebilen nano robotlar yapılabilecektir. Günümüzde,nano boyutta fonksiyonel olabilen bu robotları insan kanına verip insan vücudu içerisinde hasarlı organı onarabilecek nano robot teknolojileri ile ilgili proje çalışmaları yapılmaktadır. Beynin kılcal damarları tıkandığında, nano tüpler ile bu tıkanmalar giderilebilecektir. İnsan beyni, içerisinde kimyasallar ve elektronlar bulunan bir yapıda olup beyin hücreleri ararsındaki iletişim nano seviyededir. Beyin damarları içerisinde kan ile hareket eden nano tüpler vasıtasıyla hatasız teşhis ve tedavi yapılabilecektir. Bir tür sinirsel iletişim eksikliğinden kaynaklanan ve genel adı felç olan hastalığa, nano teknolojiyle üretilen yapay kılcal damarlar ile çare bulunacaktır.Bir süper bilgisayar tarafından kontrol edilen ve vücudumuzun yapay bağışıklık sistemini oluşturacak nano robot ordularının üretilmesiyle nüfuz edilemez bir bağışıklık sistemimiz olacak ve AIDS virüsleri bile size etki edemeyecek. Ana arterlerimizde ve kılcal damarlarımızda gezinen mini robotlar düşünün… Vücudumuza bir defa enjekte edildikten sonra çalışmaya programlanan nano robot sürüleri kan dolaşımı ile istenilen bölgeler gidip hep beraber hasar görmüş bir organı veya dokuyu tamir edebilecek. Tıkanan damarları açabilecek veya hastalıklı hücreleri tahrip edebilecekler. Artık kalp krizi riskinden, enfeksiyona bağlı hastalıklara kadar birçok rahatsızlıktan kurtulacaksınız. Hatta bu mini robotlar vücuda ek bir bağışıklık sistemi bile kazandırabilirler. Hedef hücrelerin özellikleri programlandığında, örneğin vücuda giren herhangi bir virüse saldırabilir ve bünye hastalanmadan virüs istilasını durdurabilirler. Aynı zamanda vücuttaki her bulguyu rapor edip doktorluk da yapabilirler.Nano teknoloji, ilaç sektöründe de kullanılmaktadır. Vücuda alınan ilaçlar, normalde vücudun her yerine dağılmakta ve gerçek hedefe gitme olasılığı azalmaktadır. Halbuki nano partiküller ile ilacı doğrudan doğruya gitmesini istediğimiz gerçek hedefe gönderebiliriz. Bunu, hedefi vuran nano kurşuna benzetebiliriz. Böylece ilaç doğrudan doğruya hasta bölgeye veya hasta dokuya gönderilebilecektir. Nano tabancalar ile doğrudan hücreye müdahale edilebilecektir. Mevcut yöntemlerle ilaç alımında, vücudun küçük bir bölgesini tedavi etmek için vücudun başka bir yerini zehirlemek gibi bir risk bulunmaktadır ve bu verimsiz bir yöntemdir. Klasik yöntemle ilaç kullanımında, vücudun kritik iç organları, beyin, karaciğer, böbrek vb. zara görebilmektedir. Halbuki nano teknoloji ile yapılan tedavide, ilaç nnao kapsüllere yükleniyor ve bu nano kapsüller şırınga ile sadece hasta bölgeye veriliyor. Sonra da bo nano kapsüller patlatılıyor ve sadece gerekli yerlere ilaç zerkedildikten sonra da bu zararsız nano kapsüller vücuttan dışarı atılıyor. Gelecekte nano biyolojik ürünler gündeme gelecek, suni organ yapımında nano parçalar kullanılacak, anında teşhis koyabilen sağlık tarama araçları yapılabilecektir.
Pek yakın gelecekte, medikal nanoteknoloji alanında bir devrim yaşanacak diyebiliriz… Örneğin sanal olarak hastalıkların önüne geçilebilecek, moleküler seviyede hücreleriniz tamir edilecek ve yaşlanma yavaşlatılacak. 50 yaşındayken kendinizi 25 yaşında hissedeceksiniz.

Kağıdın icadı , Kağıt Kimler Tarafından Nasıl icat edildi ?

Kas 16
2008

Günümüzde sıkça kullandığımız artık hayatımızın bir parçası olarak gördüğümüz kağıtlar nasıl icad edildi ?

Kim icat etti ? Neden icat edildi biliyormuyuz ?

15. ve 16. yüzyıllarda Avrupa?da birçok yenilikler yapıldı.Yeni buluşlar ortaya konuldu.Avrupa?da ilerlemeye neden olan bu buluşlar, daha önce başka milletler tarafından da biliniyordu . Avrupalılar onları öğrenip geliştirdiler. Bunların en önemlileri , barutun ateşli silahlarda kullanılması , matbaanın geliştirilmesi ve pusulanın yaygınlaşarak denizcilikte kullanılmasıdır.
1.Barut: Ateşli silahların tarihi barutun keşfi ile başlar. Ancak barutun ne zaman ve kim tarafından keşfedildiği bilinmemektedir.

Para icat edilmeden önce, deniz kabuğundan kıymetli metallere kadar çeşitli mallar değişim aracı olarak kullanılmıştır. Tarihi kayıtlara göre, M.Ö. 118 yılında Çinliler deri para kullanmışlardır. İlk kağıt para ise M.S. 806 yılında yine Çin?de ortaya çıkmıştır.

Batıda kağıt paraların basılması ve kullanılması 17 nci yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. İlk kağıt paranın 1690?lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri?nde Massechusetts Hükümeti, İngiltere’de ise “Goldsmiths” ler tarafından basıldığı ve dolaşıma çıkarıldığı, 1694 yılında İngiliz Merkez Bankası ve daha sonra diğer ülke merkez bankalarının kurulması ile de yaygınlaştığı görülmektedir.

Prof. J.K. Partıngton milattan sonra bin yıllarından önce Çinlilerin güherçile esaslı barut kullandıkları bildirmekte ise de 12.yüzyılda İspanya?da Müslüman Endülüslerin kolayca tutuşabilen tozlarla uğraştıkları göz önüne alındığında , bu tozların Çin?e Kuzey Afrika üzerinden Müslüman tüccarlar tarafından götürüldüğü görüşü daha ağır basmaktadır (İnternet1, 1997).
Bu durum barutun ilk defa kimler tarafından kullanıldığını net olarak ortaya koyamamaktadır.
A)Karabarut: İnsanlığın bildiği en eski patlayıcı karabaruttur.13.yy.dan beri Avrupa?da bilinmekte ve kullanılmaktadır. O zamanlarda yüzde 15 mangal kömürü , yüzde 10 kükürt ve yüzde 75 potasyum nitrat karışımından oluşmaktaydı.bu tür barutta potasyum nitrat yanıcı , kömür ve kükürt ise yakıcıdır. Kapalı yerde çabuk yanıyor ve patlıyordu. Bu karışım 16.yy ortalarına kadar ??serpentine??bu tarihten sonra ise ??corned?? olarak biliniyordu (İnternet1 ,1997).
B)Dumansız barut: Karabarutun fazla duman çıkarması ve artık oluşturması nedeniyle yerini dumansız barut almıştır.dumansız barutun temel maddesi nitroselülozdur.Dumansız barutlu silah ateşlendiğinde yara etrafındaki isin rengi daha az dikkat çekicidir. Yandığı zaman hacminin 900-1000 misli patlama gazı meydana getirir (İnternet1, 1997).
Tarihi açıdan dumansız barut ilk önce av tüfekleri için geliştirilmiştir. Harrison?a göre dumansız barutun av tüfeklerinde ilk defa kullanılması 1864?de Prusya ordusunda Yüzbaşı E. Schultze tarafından gerçekleştirilmiştir.Bundan birkaç yıl sonra ise Alfred Nobel ??ballistite??diye adlandırılan dumansız barutu icat etmiştir. 1900?lü yıllara gelindiğinde dumansız barut giderek yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı (İnternet1, 1997).
Barutun Avrupa?ya geçişi ise haçlı seferleriyle olmuştur. Avrupalıların barutu ateşli silahlarda kullanmaya başlamaları o dönemde kralların baş belası olan derebeylerin sonunu hazırlayacaktır. Etrafı çok güçlü surlarla çevrili olan şatoları yıkmak için toplar kullanılmıştır. Derebeylerin şatoları ele geçirilince, derebeylik yıkılıp yerini büyük ve güçlü krallıklara bırakmıştır.
2.Kağıt ve Matbaa
A)Kağıt: Ortaçağ başlarında Avrupalılar kağıt üretmeyi bilmiyorlardı. Yazıları genellikle tahta, taş, kil v.b. levhalar üzerine yazıyorlardı. Bu dönemde Çinliler ipekten, Türkler ise pamuktan kağıt üretebiliyorlardı . Avrupa?da ipek ve pamuğun pahalıya mal olması nedeniyle çok az kullanılabiliniyordu.Bu nedenle de kağıt üretimi çok az ve çok pahalıydı . Avrupalılar daha sonraları selülozdan kağıt üretimini öğrendiler. Bu buluş ile kağıt üretimi de çoğalarak ucuza mal edilmiş oldu (Sosyal Bilgiler 7,2000)
B)Matbaa: Yazının bulunuşuyla,bunları yaymak ve çoğaltmak ihtiyacı da belirdi .Elle , elle oyulmuş levhalarla ve baskıyla yapılan çoğaltmaların yetersizliği insanlık için temel bir buluşa yol açtı. Bu alanda ilerlemeler kesin ve hızlı mekanik yöntemler kullanılmasını gerektirdi.
İlk yazı çoğaltmaları silindir biçiminde kalıplar ve damgalar aracılığıyla bal mumu ve kil üzerine yapıldı . Mezopotamya, Sümer ve Elamlarda bu usule çok rastlanır. Ayrıca ağaç ve madeni aletlerle oyulmuş tuğlalardan da yararlanıldı . Ninova?da yapılan kazılarda Kral Sargon?un oyulduktan sonra pişirilen tuğlalarda kurulu kitaplığı bulunmuştur (Meydan Larouse, 1992.
Basım daha sonra Çin?de oyulmuş tahtalarla yapıldı. Düz yüzeyli bir tahta levha üzerine önce bir dua veya fermanın metni yazılırdı. Yazıyı çevreleten tahta kazınır, yazı kabartma olarak kalırdı. Tahta kalıplarla yapılan basım yöntemi bakımından gravür tarihine daha yakınsa da amacı ve yayılma dönemi bakımından baskı tarihinin ilk bölümünü meydana getirir.(Meydan Larouse 1992)
Tipoğrafi basım yönteminin bütününü ,ana kalıpların yapımı , dökümevlerinin kurulması, metinlerin dizilmesi ve el baskısıyla basım , Alman Jan Gutenberg tarafından gerçekleştirildi. Bu yeni buluş Ren vadisinde Avrupa?ya hızla yayıldı (Meydan Larouse, 1992.
Yazılı düşünceleri veya hayali kapsayan suretler halinde çoğaltılarak yayılan, bunlardan geniş halk kitlesinin yararlanmasını sağlayan basımın bulunuşu toplumu etkiledi ve yeni bir çağ açtı. Duygu ve düşüncede değişmeler oldu. Bu değişmeler ise bilim ve teknikte gelişmelere yol açarak Rönesans ve Reform hareketlerine zemin hazırlayacaktır.
3.Pusula: Yerin mıknatıs üzerindeki yönlendirici etkisini ilk keşfeden Çinliler olmuştur. M .Ö 120 yıllarına doğru yazılmış Cung Vey lügatinde bu olayların ifadesine rastlanır. Çinli denizciler 7. ve 8. yy.larda mıknatıslı iğneyi kullanmaya başladılar. 1180 yılarında yazılmış bir şiirde ??denizcilerin yoldaşı?? çirkin kara bir taştan söz edilir. Yine o devirde yaşamış bir yazarın açıklamasına göre bu ??denizcilerin yoldaşı?? yarısına kadar su dolu bir cam kap içine konmuş mıknatıslı bir iğneden bahseder . İki saman çöpü üzerinde yüzen bu iğneye kalamit adını vermişlerdi (Meydan Larouse, 1992).
Gerçek pusulanın hikayesi net olarak bilinmiyor. Ancak bununla birlikte 1294?te Saint Nicolas gemisinin demirbaş defterinde pusula ile ilgili bir kayda rastlanmıştır . Pusula kelimesinin Sicilya?dan geldiği tahmin edilmektedir. Rüzgargülüyle birlikte eksiksiz ilk pusulanın 1483 yılında Portekizli Ferrando tarafından yapıldığı sanılır(Meydan Larouse ,1992).
Pusulayı Araplar Çinlilerden öğrenmişlerdi. Haçlı seferleri sırasında Avrupalılar Müslümanlardan öğrenip, geliştirdiler. Pusulanın bulunmasıyla daha büyük denizlere ve okyanuslara açılma imkanı doğdu. Bunun sonucunda da Coğrafi Keşifler yapılarak yeni yerler keşfedildi.

Yara Bandı Kim Tarafından Nasıl İcat Edildi.

Kas 09
2008

Yarabandı hayatımızda önemli yer tutan ilk yardım malzemelerinden biridir.Küçük kanamaların durmasını sağlayarak bir tampon görevi üstlenir. Yaranın olduğu kısımdan mikrop kapmasını azda olsa engeller.

Peki hayatımızda önemli yeri olan yarabandı ne zaman , kim tarafından nasıl icat edildi.

ilk yapışkanlı hazır yara bandı Johnson & Johnson’ın piyasaya sürdüğü J&J Band-Aid yapışkanlı bandajıdır; firmada çalışan Earle E. Dickinson’ın 1920′de icat ettiği bu ürün 1921′de piyasaya sürüldü. Johnson & Johnson firması, 1885′te ameliyat pansuman ürünleri üretmek üzere kurulmuştu ve 1920′den çok daha önceden beri yapışkan cerrahi bant, gazlı bez ve benzeri ürünleri üretiyordu. Ama yapışkanlı yara bandı kapsamlı bir araştırma geliştirme çalışmasının değil, karısı Josephine’in sık sık kazaya uğraması nedeniyle, Dickinson’ın pratik zekasının bir ürünü oldu.

Josephine’in yaralarına pansuman yapmak Dickinson’ın çok zamanını alıyordu; bu yüzden şirketin mevcut yapışkanlı bandaj ve gazlı bezlerinden kullanıma hazır bandaj yapmaya karar verdi. Önce yapışkanlı bandaj rulosunun bir miktarını açıp üzerine kısa gazlı bez şeritlerini yerleştirdi, kendi kendine yapışmasın diye üzerini krinolinle kapladıktan sonra ruloyu yeniden sardı. Bundan sonra tek yapması gereken, gerektiğinde ruloyu açıp hazır pansumanı kesmekti.

Başlangıçta Dickinson’ın icadı pek tutulmadı, ama 1924′te Johnson & Johnson, bunları rulo yerine kesik şeritler halinde satmaya başlayınca, Band-Aid yara bantlarının evlerin vazgeçilmezleri arasına girmesi çok sürmedi. 1928′de İngiltere’de (Önce varikoz ülser tedavisinde kullanılan) başka bir yapışkanlı bandaj türü icat edildi.

1856′da Thomas Smith, analitik ve farmakolojik kimyager olarak Hull’da bir firma kurdu. Kırk yıl sonra yeğeni Horatio Nelson Smith’i şirketine ortak yaptı ve 1928′de (bugün şirketin tek sorumlusu olarak kalan) Horatio yeni bir elastik yapışkanlı yara bandı icat etti. Yeni ürün tutmadı, ta ki bir cerrah bu yeni sargının, varikoz ülser hastalarına yararlı olacağını bir makalede duyurana dek. Smith akıllılık edip bu makaleyi tıp dünyasından elden ele dolaştırdı. Çok geçmeden bu sargı, Smith & Nephew şirketinin genel kullanım için en çok satılan ürünlerinden biri haline geldi; elastik yara bandı, patentteki tanımı benimseyerek Elastoplast ticari markasını aldı.

Kaldıraçların Kullanım Alanları

Eki 16
2008

Herhangi Bir noktası bir yere sabitlenmiş ve bir cismi kolaylıkla kaldırmaya yarayan araçlara kaldıraç denir. Büyük ağırlıkları, kolaylıkla ve fazla kuvvet kullanmadan kaldırdıkları için, kaldıraçlar, günlük hayattımızda sıkça karşılacağımız basit makinelerdir. Sırık, maşa, bahçe küreği, fındık kıracağı, terazi, makas, tahterevalli hep birer kaldıraçtır.

Kaldıraçlar nerelerde Kullanılır ?

* makas
* pense
* eşit kollu terazi
* levye
* kayık küreği
* tahterevalli
* el arabası
* fındık kıracağı
* gazoz açacağı
* cımbız
* maşa
* iş makinelerini pistonla çalışan kolları

Aynanın İcadı Ayna Nasıl icat Edildi ?

Eki 16
2008

Hergün Baktığımız ve kadınların elinden düşmeyen aynaların nasıl icat edildiğini biliyor muyuz.

Günümüzden 4 bin yıl önce, Ortadoğu ve İtalya’nın kuzey kesimlerinde, yanardağ lavlarının
parlak artıklarının cilalanmasıyla, görüntüyü aksettiren ilk aynalar yapıldı. Gümüşleme
yöntemiyle ayna elde etme tekniği ise, 14. yüzyılda Venedik’te geliştirildi. Venedikliler,
bir cam tabakasının arka yüzeyine cıva sürerek, ayna yapmayı başardılar ve o
tarihten sonra bu cam parçası, özellikle kadınların ellerinden düşmez oldu. .
Asıldıkları odanın içinde bulunan her şeyi yansıtan dışbükey aynalar, ilk kez 14. yüzyılda
Almanya’nın Nürnberg kentinde yapıldı.Cam ustaları, üfleme yöntemiyle cam küreler
oluşturduktan sonra, bunları ortadan ikiye bölüyorlar, sonra da iç kısımlarını ince bir cıva
tabakasıyla kaplayarak dışbükey aynayı elde ediyorlardı.Günümüzde ayna yapmak için kullanılan
yöntemin temelleri ise, 1835 yılında, Alman
kimyageri Justus von Liebig tarafından atıldı.Gümüşnitrat, özel bir yöntemle cama tatbikedildiğinde, içindeki gümüş cama yapışıyor
ve böylece son derece net görüntü veren bir ayna elde ediliyordu. Gümüşnitratı cama
sıvanırken ayrıştırmak için, genellikle şeker yada Rochelle tuzu kullanılıyordu.