Nano Teknoloji’nin Tıp Alanında yararları ve insan Sağlığına Etkileri

Kas 26
2008

Nano Nedir ?

Latince “nanus” kelimesinden gelen nano kelimesi cüce anlamına geliyor. Bilim alanında nano kelimesinin günümüzdeki anlamı ise metrenin milyarda biri anlamına gelen teknik bir ölçü birimidir. Nanometre; bir metrenin milyarda biri ölçüsünde bir uzunluğu temsil eder ve bu da yaklaşık olarak ard arda dizilmiş 3 ya da 5 atom kadar eder.
Elektron mikroskobunun bulunması ile birlikte, artık malzeme üretirken malzemeyi oluşturan elementlerin atomları üzerinde çalışmalar yapılarak (atomların diziliş biçimler değiştirilerek) onlara çeşitli şekiller verilmeye başlanmıştır. Günümüzde nano teknoloji yardımıyla maddeyi oluşturan atomların dizilişinde şekillendirmeler yapılabilmektedir. Nano teknoloji; maddenin nanometre ölçeğinde yani moleküler düzeyde denetlenmesi yoluyla gerçekleştirilen işleme, ölçüm, modelleme ve düzenleme gibi çalışmalarla yeni malzeme, cihaz ve sistemlerin tasarlanması ve üretilmesini konu alan bir teknoloji dalıdır.
Maddeler nano boyutta farklı davranışlar hata olağanüstü davranışlar gösterir. Olağan halde ışığı ve elektriği iletmeyen maddelerin, nano boyutta tam tersi özellikler göstermesi ve olağan boyutta sert olmayan maddelerin nano boyutta elmastan bile sert bir davranış göstermelerinin anlaşılması, günümüzde nano teknolojiyi gündeme getirmiştir. Malzemeler nano düzeyde küçültüldüğü zaman, normalde görmediğimiz yeni üstün özelliklerin ortaya çıkması; böylece üretilen nano teknoloji ürünlerinin daha dayanıklı, daha hafif ve daha hassas özellikle donatılmış olması günümüzde nano teknolojiyi ilgi odağı haline getirmiştir.

Nano teknoloji; sadece üç adet atomdan oluşan küçük bir su molekülünden, hemoglobin gibi oksijen taşıyan bir protein molekülüne ya da DNA zincirine kadar çok geniş bir alanı kapsayan yeni bir teknolojidir.
Nano teknoloji ürünleri, beyin damarlarının içerisine, dişin içine, vb. insan vücudu içerisinde her yere yerleştirilebilir. Nano teknoloji ürünü chipler ve özel donanımlar ile canlı organizmalar uzaktan kontrol edilebilir. İnsan saçı içerisine sığabilen özel kablolarla özel bir iletişim sistemi de kurulabilir.

Nano teknoloji Yararları  ; sayesinde, çok küçük boyutlarda üretilebilen nano robotlar yapılabilecektir. Günümüzde,nano boyutta fonksiyonel olabilen bu robotları insan kanına verip insan vücudu içerisinde hasarlı organı onarabilecek nano robot teknolojileri ile ilgili proje çalışmaları yapılmaktadır. Beynin kılcal damarları tıkandığında, nano tüpler ile bu tıkanmalar giderilebilecektir. İnsan beyni, içerisinde kimyasallar ve elektronlar bulunan bir yapıda olup beyin hücreleri ararsındaki iletişim nano seviyededir. Beyin damarları içerisinde kan ile hareket eden nano tüpler vasıtasıyla hatasız teşhis ve tedavi yapılabilecektir. Bir tür sinirsel iletişim eksikliğinden kaynaklanan ve genel adı felç olan hastalığa, nano teknolojiyle üretilen yapay kılcal damarlar ile çare bulunacaktır.Bir süper bilgisayar tarafından kontrol edilen ve vücudumuzun yapay bağışıklık sistemini oluşturacak nano robot ordularının üretilmesiyle nüfuz edilemez bir bağışıklık sistemimiz olacak ve AIDS virüsleri bile size etki edemeyecek. Ana arterlerimizde ve kılcal damarlarımızda gezinen mini robotlar düşünün… Vücudumuza bir defa enjekte edildikten sonra çalışmaya programlanan nano robot sürüleri kan dolaşımı ile istenilen bölgeler gidip hep beraber hasar görmüş bir organı veya dokuyu tamir edebilecek. Tıkanan damarları açabilecek veya hastalıklı hücreleri tahrip edebilecekler. Artık kalp krizi riskinden, enfeksiyona bağlı hastalıklara kadar birçok rahatsızlıktan kurtulacaksınız. Hatta bu mini robotlar vücuda ek bir bağışıklık sistemi bile kazandırabilirler. Hedef hücrelerin özellikleri programlandığında, örneğin vücuda giren herhangi bir virüse saldırabilir ve bünye hastalanmadan virüs istilasını durdurabilirler. Aynı zamanda vücuttaki her bulguyu rapor edip doktorluk da yapabilirler.Nano teknoloji, ilaç sektöründe de kullanılmaktadır. Vücuda alınan ilaçlar, normalde vücudun her yerine dağılmakta ve gerçek hedefe gitme olasılığı azalmaktadır. Halbuki nano partiküller ile ilacı doğrudan doğruya gitmesini istediğimiz gerçek hedefe gönderebiliriz. Bunu, hedefi vuran nano kurşuna benzetebiliriz. Böylece ilaç doğrudan doğruya hasta bölgeye veya hasta dokuya gönderilebilecektir. Nano tabancalar ile doğrudan hücreye müdahale edilebilecektir. Mevcut yöntemlerle ilaç alımında, vücudun küçük bir bölgesini tedavi etmek için vücudun başka bir yerini zehirlemek gibi bir risk bulunmaktadır ve bu verimsiz bir yöntemdir. Klasik yöntemle ilaç kullanımında, vücudun kritik iç organları, beyin, karaciğer, böbrek vb. zara görebilmektedir. Halbuki nano teknoloji ile yapılan tedavide, ilaç nnao kapsüllere yükleniyor ve bu nano kapsüller şırınga ile sadece hasta bölgeye veriliyor. Sonra da bo nano kapsüller patlatılıyor ve sadece gerekli yerlere ilaç zerkedildikten sonra da bu zararsız nano kapsüller vücuttan dışarı atılıyor. Gelecekte nano biyolojik ürünler gündeme gelecek, suni organ yapımında nano parçalar kullanılacak, anında teşhis koyabilen sağlık tarama araçları yapılabilecektir.
Pek yakın gelecekte, medikal nanoteknoloji alanında bir devrim yaşanacak diyebiliriz… Örneğin sanal olarak hastalıkların önüne geçilebilecek, moleküler seviyede hücreleriniz tamir edilecek ve yaşlanma yavaşlatılacak. 50 yaşındayken kendinizi 25 yaşında hissedeceksiniz.

NanoTeknoloji ve Türkiye

Tem 18
2008

Basın yayın organlarında görüyoruz.Nano teknoloji tutturmuşlar gidiolar.Bakalım Neymiş Nanoteknoloji tutturulmayacak birşeymi peki ?
Sağlıktan bilime ,Tekstilden askeri teknolojiye kadar birçok alanda hayatımızın parçası haline gelecek olan nanoteknoloji konusuna değinelim. Atomun parçalanmasından sonra, maddenin atomik boyuta indirgenerek çalışılması konusunda belki de hayata geçilirilen en ciddi gelişmedir. Özellikle tekstil alanında, ütü gerektirmeyen, asla kirlenmeyen, asla terletmeyen kıyafetlerin üretilebilir piyasaya sürülmesiyle günlük yaşamımızı dahi etileyecek bir teknoloji bu, nanoteknoloji.

Bu konuda ülkemizde en ciddi çalışmalardan birini yaparak, Almanya’da yapılan Uluslararası Nanoteknoloji Fuarı, “Nanofair”e davet edilen tek Türk konuşmacı olan Prof. Dr. Ziya Güvenç’in Hürriyet gazaetesine verdiği röpartajdan bölümler vermek istiyorum. Ziya güvenç aynı zamanda şu an benim yüksek lisans eğitime de devam etmekte olduğum Çankaya Üniversitesinin rektörü.

Maddeyi, “Atom boyutuna” indirgeme işi olan nanoteknoloji için ABD’nin yılda 3-4 milyar, AB ülkelerinin ise 1 milyar dolar harcarken, Türkiye’de bütçe ayrılmadığı belirtildi. Güvenç, nanoteknolojide geri kalınması halinde olabilecekleri şöyle anlattı:

Zarar Göreceğiz

Nanoteknolojinin etkilerini yüzlerce yıl sonra değil, bazılarının etkilerini önümüzdeki 10-15 yıl sonra bazılarınınkini 40-50 yıl içinde ciddi şekilde görmeye başlayacağız. Buna paralel olarak kendi sanayimizde verdiği zararı göreceğiz. Artık satamamaya başlayacağız. Çünkü üretim teknikleri de nanoteknolojiyle birlikte değişecek.

Nanoteknoloji dünyayı ele geçirmeye çalışan güçlerin dışında terör odaklarının da kullanacağı potansiyel bir araç. İşgal etmek istediğiniz ülkeye nükleer silah atın işgal edemezsiniz. Son derece akılsız bir silahtır, tabiatı yok edersiniz. Ama nanoteknolojide hedef Türkiye’deki 73 milyon insansa ona göre silahla saldırılır ve sadece o insanlar ölür.

Bizim gen haritamızı çizerler ona göre uygun silah teknikleri geliştirirler. Bakteri üretebilirler. Gıdamızı da dışardan almaya başladık. Tohum alıyoruz. Genetik olarak o tohumun değiştirildiğini test ederek anlayamazsınız. Tohumun gen yapısının nasıl değiştirildiğini nano boyutta analiz etmek zorundasın. Bu konuda çalışmaların yoksa uzun vadede Anadolu insanının sağlına zarar verecek ürünler üretebilirler. Biz de bu ürünleri yiyerek hasta bir topluma dönüşebiliriz. Ülkemizdeki bütün ekonomik sorunları çözsek, hiç bir sosyal sorunumuz olmasa bile bu bilim alanında geri kalırsak ülkemizi korumamıza imkan yok.

Boşa Zaman Geçirmemeliyiz

Bu söylediklerim felaket senaryoları, ya da yüzlerce yıl sonra olacak şeyler değil. Boş geçen zamanın geri kalmışlığın faturası çok ağır olacak. Bunda geri kalmanın faturasını çocuklarımız, torunlarımız ağır bir şekilde ödeyecek. Bu bilim alanında geri kalmak, matbaanın 300 yıl geç gelmesinin yarattığı sıkıntıdan, bin kat daha büyük zarar verir. Türkiye’de nanoteknoloji üzerine 8-9 üniversitede çalışan bilim insanları dışında maalef bir çalışma yok. Almanya’da konuşmacı olarak gittiğim Nanoteknoloji Fuarı ’Nanofair’de her alandaki kuramsal çalışmaların, yaratıcılığa dönmüş olduğunu net olarak gördüm. Bu konuda bizim de bir an önce çalışmalara başlamamız lazım. Yoksa çok geç olacak.

Bilim insanı eksikliği var

Genç nüfus kitlesinin arttığına değinen ve istihdamın sağlanamaması durumunda bunun dezavantaja dönüşeceğini belirten Prof. Dr. Güvenç bu durumun yaratacağı sıkıntıyı şöyle anlattı: “Ciddi potansiyel arttı ama bu aynı zamanda baş ağrısı da oldu. Eğitirseniz sorun yok ama eğitemezseniz bu çocukların hem kendilerine hem de ülkeye zararları dokunur. Yüksek Öğretim’in bu konuda yetersizlikleri var. Binalar yapmak değil o binaları doldurmak önemli. Belli alanlarda yığılma varken, belli alanlarda anormal eksikler var. Bazı bölümlerin mezun ettiği kişi sayısı 2050 yılına kadar ki ihtiyacı karşılayacak boyuttayken ülkede mühendis eksiği, 1-2 üniversite hariç akademisyen eksiği varsa bu büyük sıkıntı doğurur. Ayrıca YÖK kaliteli hocaların olduğu yerlere doktora programları açmalı. Ülkemizde maalesef bilim insanı eksiği var. Devletin de bu konuya daha çok eğilmesi lazım”